Bıçak altına yatmadan önce bir kez daha düşünün
Uzmanlar, bel fıtığı teşhisi alan hastaların büyük bir kısmının cerrahi müdahale olmaksızın sağlığına kavuşabildiğini kanıtladı. Güncel araştırmalar, vücudun fıtıklaşmış dokuyu kendi kendine emme kapasitesinin sanılandan çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen bel fıtığı ve disk kayması vakalarında, cerrahi müdahalenin kaçınılmaz olduğu yönündeki yerleşik algı, son yıllarda yapılan geniş kapsamlı bilimsel çalışmalarla sarsıldı.
Tıp dünyası, “her fıtık ameliyat gerektirir” anlayışından uzaklaşarak, muhafazakar tedavi yöntemlerinin başarısına odaklanmaya başladı.
VÜCUDUN KENDİ KENDİNİ ONARMA MEKANİZMASI
New England Journal of Medicine (NEJM) ve British Medical Journal (BMJ) gibi saygın mecralarda yayımlanan meta-analizler, bel fıtığı vakalarının yaklaşık %70 ila %85’inin 6 ila 12 hafta içerisinde kendiliğinden gerilediğini gösterdi.
Bilim insanları, fıtıklaşan diskin bağışıklık sistemi tarafından “yabancı cisim” olarak algılandığını ve makrofaj hücreleri aracılığıyla küçültüldüğünü tespit etti.
UZMAN GÖRÜŞLERİ
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Eugene Carragee, görüntüleme yöntemlerindeki yanıltıcı unsurlara dikkat çekti.
Carragee, “MR sonuçlarında görülen her anomali ağrının kaynağı değildir. Hiçbir ağrısı olmayan yetişkinlerin %30’undan fazlasında MR üzerinde fıtık görüntüsüne rastlanmıştır. Bu durum, sadece görüntüye bakarak cerrahi kararı vermenin risklerini ortaya koydu” şeklinde konuştu.
Harvard Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Julie Silver ise iyileşme sürecinde hastanın aktif katılımının önemini vurguladı.
Silver, “Epidural enjeksiyonlar, fizik tedavi ve kontrollü egzersiz programları, çoğu zaman cerrahi ile aynı, hatta uzun vadede daha kalıcı sonuçlar verdi. Ameliyat, yalnızca ilerleyici sinir hasarı veya idrar kontrol kaybı gibi ‘kırmızı bayrak’ durumlarında zorunlu hale geldi” ifadelerini kullandı.
NE ZAMAN AMELİYAT GEREKLİ?
Uzmanlar, cerrahiye giden yolun ancak “konservatif tedavi” olarak adlandırılan cerrahi dışı yöntemlerin 6 haftalık süreçte yanıt vermemesi durumunda değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.
Yapılan uzun süreli takiplerde, ameliyat olan hastalarla fizik tedavi gören hastaların iki yıl sonundaki konfor seviyelerinin birbirine oldukça yakın olduğu gözlemlendi.