Ağrı değil adeta elektrik fırtınası
Yüz bölgesinde aniden beliren ve saniyeler içinde hastayı hayattan koparma noktasına getiren Trigeminal Nevralji, tıp dünyasında “bilinen en şiddetli acı” olarak kayıtlara geçti. Uzmanlar, hastaların dayanılmaz sancı nedeniyle en temel yaşamsal fonksiyonlarını dahi yerine getiremediğini bildirdi.
Dünya genelinde “İntihar Hastalığı” olarak nam salan Trigeminal Nevralji, nörolojik vakalar arasında en korkutucu tabloların başında yer almaya devam etti.
Yüzdeki duyu akışını sağlayan trigeminal sinirin baskılanması sonucu ortaya çıkan bu durum, hastalar tarafından “yüzün içinde patlayan bir şimşek” veya “yüksek voltajlı elektrik çarpması” şeklinde betimlendi.
Bilimsel araştırmalar, bu ağrının doğum sancısından veya terminal safha kanser ağrısından daha yoğun olduğunu ortaya koydu.
BİLİMSEL VERİLER VE UZMAN GÖRÜŞLERİ
Mayo Clinic ve Johns Hopkins gibi prestijli kurumların yürüttüğü çalışmalar, hastalığın özellikle 50 yaş üstü bireylerde daha sık görüldüğünü kanıtladı.
Beyindeki bir damarın, trigeminal sinire temas ederek koruyucu kılıfı aşındırması sonucu oluşan bu kısa devre, en ufak bir rüzgar temasında bile tetiklendi.
Dr. Mark Linskey (California Üniversitesi Nöroşirürji Uzmanı); “Bu tabloyu yaşayan bireyler için hayat bir mayın tarlasına benzer. Sadece bir bardak su içmek ya da hafif bir tebessüm, hastayı dakikalarca süren sarsıcı bir nöbete hapsedebilir. Tedavi edilmediğinde sosyal izolasyon ve derin depresyon kaçınılmaz hale gelir” diyerek durumun vahametini vurguladı.
Dr. Raymond Sekula (Columbia Üniversitesi Nörolojik Cerrahi Profesörü): Hastalığın cerrahi boyutuna dikkat çekerek, “Mikrovasküler dekompresyon operasyonları ile sinir üzerindeki baskıyı kaldırmak mümkün olsa da, tanı konulana kadar geçen süreçte hastaların yaşadığı psikolojik yıkım geri döndürülemez noktalara ulaşabildi” ifadelerini kullandı.
YAŞAM KALİTESİNİ SIFIRLAYAN MEKANİZMA
Hastalığın kronikleştiği evrelerde, hastalar konuşmaktan, yemek yemekten ve hatta dişlerini fırçalamaktan korkar hale geldi.
Tıp literatüründe yer alan vaka analizleri, bireylerin sadece ağrı nöbeti gelmesin diye günlerce aç kaldığını ve karanlık odalarda hareketsiz beklediğini belgeledi.
Bilim insanları, bu ekstrem acı eşiğinin sinir sisteminde yarattığı hasarın, hastayı radikal ve bazen de trajik kararlar almaya ittiğini ifade etti.