Kansere karşı bilim dünyasının onayladığı 3 altın kural
Kanserden korunma yollarını ele alan çalışmalarda, yaşam tarzı değişikliklerinin genetik yatkınlığın önüne geçebileceği bir kez daha kanıtlandı. Onkoloji dünyasının önde gelen isimleri, beslenme, fiziksel aktivite ve uyku düzenindeki küçük değişimlerin hücresel yıkımı durdurabildiğini vurguladı.
Bilimsel araştırmalar, kanser vakalarının yaklaşık %40’ının değiştirilebilir yaşam tarzı faktörleri sayesinde önlenebileceğini ortaya koydu.
Uluslararası onkoloji platformlarında paylaşılan veriler, basit görünen üç alışkanlığın vücudun savunma mekanizmalarını nasıl stabilize ettiğini gözler önüne serdi.
1. ANTİ-ENFLAMATUAR BESLENME VE OTOFAJİ SÜRECİ
Beslenme alışkanlıklarının kanserle olan doğrudan bağı, son on yılın en çok araştırılan konuları arasında yer aldı.
İşlenmiş gıdalardan uzak durmanın yanı sıra, aralıklı beslenme modellerinin hücre yenilenmesi üzerindeki etkisi kesinleşti.
Dana-Farber Kanser Enstitüsü’nden Dr. Edward Giovannucci, yüksek glisemik indeksli gıdaların insülin benzeri büyüme faktörlerini tetikleyerek tümör oluşumuna zemin hazırladığını belirtti.
Giovannucci, bitki bazlı ve lifli beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını güçlendirerek bağışıklık sistemini bir kalkan haline getirdiğini vurguladı.
2. METABOLİK DİRENÇ: DÜZENLİ FİZİKSEL AKTİVİTE
Egzersiz, sadece kilo kontrolü sağlamakla kalmayıp, vücuttaki kronik enflamasyonu düşüren biyokimyasal bir süreç olarak tanımlandı.
Fiziksel aktivitenin, DNA onarım mekanizmalarını aktive ettiği bilimsel olarak raporlandı.
Harvard Tıp Fakültesi Onkoloji Profesörü Dr. Jennifer Ligibel, fiziksel aktivitenin vücuttaki östrojen ve insülin seviyelerini dengeleyerek özellikle meme ve kolorektal kanser riskini önemli ölçüde düşürdüğünü dile getirdi.
Ligibel, haftalık 150 dakikalık orta tempolu yürüyüşün bile hücrelerin mutasyona uğrama ihtimalini azalttığını aktardı.
3. SİRKADİYEN RİTİM VE MELATONİN ETKİSİ
Uyku kalitesi, kanser araştırmalarında artık “ikincil” bir faktör olmaktan çıkıp temel bir savunma hattı olarak kabul edildi.
Karanlıkta salgılanan melatonin hormonunun, güçlü bir antioksidan olarak hasarlı hücreleri temizlediği saptandı.
Johns Hopkins Üniversitesi’nden Dr. Elizabeth Platz, düzensiz uyku saatlerinin ve gece ışığa maruz kalmanın sirkadiyen ritmi bozarak tümör baskılayıcı genlerin işlevini yitirmesine neden olduğunu kaydetti.
Platz, kaliteli uykunun bağışıklık sisteminin “gözetleme” yeteneğini artırdığını ve erken aşamadaki kanserli hücrelerin yok edilmesini sağladığını ifade etti.