Yüksek zekanın işareti sayılan 2 şaşırtıcı alışkanlık
Bilim dünyasından gelen veriler, toplumda olumsuz görülen bazı rutinlerin aslında yüksek bilişsel kapasiteye işaret ettiğini kanıtladı. Özellikle kendi kendine konuşmak ve dağınık bir çalışma ortamına sahip olmak, keskin bir zekanın ve oluşturucu bir zihnin gizli göstergeleri olarak kabul edildi.
Modern psikoloji ve davranış bilimleri üzerine yapılan çalışmalar, bireylerin günlük rutinlerinin zihinsel kapasiteleri hakkında beklenmedik gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor.
Toplum içinde genellikle “tuhaf” ya da “düzensiz” olarak nitelendirilen bazı davranış biçimlerinin, aslında yüksek bilişsel işlevlerin ve gelişmiş bir zekanın göstergesi olabileceği belirtildi.
İşte araştırmalara konu olan o iki temel alışkanlık:
ODAKLANMAYI ARTIRAN BİR YÖNTEM: KENDİ KENDİNE KONUŞMAK
Pek çok kişi tarafından bir dalgınlık veya gariplik olarak görülen kendi kendine konuşma eylemi, aslında beynin verimli çalışma mekanizmalarından biri olarak kabul edildi.
Uzmanlar, sesli bir şekilde düşünceleri dile getirmenin, karmaşık problemleri çözmede zihni netleştirdiğini ve hafızayı daha efektif kıldığını vurguladı.
Düşüncelerin sese dökülmesi, bireyin odaklanma süresini uzatırken, aynı zamanda öğrenme süreçlerini de hızlandıran bir katalizör görevi gördü.
Geleneksel düzen anlayışının aksine, dağınık bir çalışma masası veya yaşam alanı, zihinsel bir karmaşadan ziyade yaratıcı bir potansiyelin işareti olabiliyor.
Yapılan gözlemler, düzenli ortamların insanı mevcut kurallar içinde kalmaya teşvik ederken, dağınık ortamların ise kişiyi kalıpların dışına çıkmaya ve yenilikçi çözümler üretmeye yönelttiğini gösterdi.
Bu durum, zihnin geleneksel yöntemlere bağlı kalmadan özgürce hareket edebilme kabiliyetini temsil ediyor.