Bilim insanları 95 milyon yıllık ‘pala boynuzlu’ dev buldu
Bilim insanları, Sahra Çölü’nde keşfedilen Spinosaurus mirabilis fosilleriyle “ejderha efsanelerinin” ardındaki biyolojik gerçeği ortaya koydu.
Medya her ne kadar bu yaratığı “dünyanın ilk ejderhası” olarak adlandırıp fantastik edebiyat fantezilerini canlandırsa da, bilimsel gerçeklik çok daha ayakları yere basan (ve bir o kadar da büyüleyici) bir dinozor türüne işaret ediyor.
Bilim insanlarının ve müzelerin de ısrarla vurguladığı gibi; ateş püsküren, kanatlı dev ejderhalar Dünya tarihinde hiçbir zaman var olmadı, ancak antik çağlardaki insanların bu devasa, boynuzlu ve dikenli fosilleri toprağın altında bulduklarında neden “ejderha” efsanelerini yarattıklarını anlamak, Spinosaurus mirabilis’in anatomisine bakınca çok kolaylaşıyor.
“CEHENNEM BALIKÇISI” SPINOSAURUS MIRABILIS’İN PROFİLİ
Yaklaşık 95 milyon yıl önce, bugünkü Sahra Çölü (Nijer) bölgesinde yaşadı. O dönemlerde bu bölge günümüzdeki gibi kurak bir kum denizi değil, devasa nehir sistemleriyle kaplı sulak bir alandı.
Yaklaşık 12 metre uzunluğunda ve 4.500 ile 6.300 kilogram ağırlığında devasa bir etobur.
Timsaha benzeyen upuzun, birbirine kenetlenen dişlerle dolu bir çeneye sahip. Kafasının arkasında dikenler bulunuyor ve gözlerinin hemen üzerinde 50 santimetre yüksekliğinde, “pala” (kavisli kılıç) benzeri devasa bir kemik boynuz yükseliyor. Bu boynuz, günümüzdeki ejderha benzetmelerinin ana sebebidir.
Tyrannosaurus Rex veya Allosaurus gibi sadece karada avlanan kuzenlerinin aksine, Spinosaurid ailesi su kenarlarına ve balık avlamaya mükemmel bir şekilde uyum sağlamıştı.
“Bu keşif o kadar ani ve şaşırtıcıydı ki… yeni türü ilk kez incelemek için bir dizüstü bilgisayarın etrafına toplandığımız an ekibimiz için gerçekten duygusal bir an oldu. Bunu sonsuza dek kalbimde saklayacağım.”
EFSANELERİN KAYNAĞI OLARAK FOSİLLER
Bu keşif, insanlık tarihindeki efsanelerin kökenine dair harika bir ders niteliğinde. Yüzlerce veya binlerce yıl önce, paleontoloji bilimi ortada yokken toprağı kazan insanlar bu devasa, kılıç dişli, boynuzlu ve sırtında dev yelkenleri olan kafataslarını bulduklarında, zihinleri haklı olarak bu kemiklerin “ateş püsküren devasa canavarlara” ait olduğunu hayal etti. Bilim, efsaneleri çürütmez; sadece onların ardındaki o muazzam biyolojik gerçeği aydınlatır.