Çocukluk çağı kanserlerinde genetik kodun rolü

14.02.2026
A+
A-

Uluslararası onkoloji çevreleri, çocukluk çağı kanserlerindeki artışın ardındaki temel dinamikleri belirlemek üzere geniş kapsamlı bir rapor yayınladı. Uzmanlar, vakaların büyük çoğunluğunda genetik yatkınlığın belirleyici rol oynadığını vurgularken, erken teşhisin hayati önemine dikkat çekti.

Çocukluk çağı kanserlerinde genetik kodun rolü

Dünya genelinde çocuk sağlığı üzerine yapılan son araştırmalar, çocukluk çağı kanserlerinin yetişkinlerden farklı bir doğaya sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Bilim dünyası, bu vakaların gelişiminde çevresel faktörlerden ziyade, biyolojik mirasın ve hücre bölünmesi sırasındaki hataların baskın olduğunu ifade etti.

GENETİK MUTASYONLAR ODAK NOKTASINDA

Çocukluk çağı kanserleri üzerine yapılan epidemiyolojik çalışmalar, bu yaş grubundaki tümörlerin genellikle yaşam tarzı alışkanlıklarına bağlı olmadığını ortaya koydu.

St. Jude Çocuk Araştırma Hastanesi tarafından yürütülen geniş çaplı bir analiz, pediatrik kanser vakalarının önemli bir kısmının doğrudan germ hattı mutasyonları ile ilişkili olduğunu saptadı.

Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Amerikan Kanser Cemiyeti (ACS) Kıdemli Direktörü Dr. William Dahut, çocuklarda görülen malignitelerin gelişim sürecini şu sözlerle değerlendirdi:

“Yetişkinlerde kanser genellikle on yıllar süren karsinojen maruziyetinin bir sonucuyken, çocuklarda tablo tamamen farklıdır. Birçok vakada hücrelerin henüz anne karnındayken veya yaşamın ilk aylarında geçirdiği kontrolsüz değişimlerin temelinde, bireyin taşıdığı genetik yatkınlık bulunmaktadır.”

ÇEVRESEL FAKTÖRLERİN SINIRI

Bilim insanları, radyasyon veya ağır kimyasallara maruz kalma gibi istisnai durumlar dışında, dış etkenlerin çocukluk çağı kanserlerinde ikincil planda kaldığını belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bünyesindeki Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) uzmanları, bu vakaların önlenmesinden ziyade, genetik tarama ve erken tanı mekanizmalarına yatırım yapılması gerektiğini dile getirdi.

Londra merkezli Kanser Araştırma Enstitüsü (ICR) Profesörü Dr. Mel Greaves, özellikle lösemi türleri üzerinde yaptığı çalışmalarda, bağışıklık sisteminin gelişimi ile genetik arka planın çatışmasının risk faktörlerini tetiklediğini ifade etti.

Greaves, genetik yatkınlığın, modern steril yaşam koşullarıyla birleştiğinde biyolojik bir tetikleyiciye dönüştüğünü vurguladı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.