İlişkilerde yaygın hata
Uzmanlara göre bir kişiyi uzun süre baskı altında bırakıp ardından yaşadığı tepkileri küçümsemek, psikolojide gerçekliğin saptırılması olarak tanımlanıyor ve ciddi duygusal hasara yol açabiliyor.
İlişkilerde yaşanan sorunlar çoğu zaman tek bir olaydan değil, zaman içinde biriken duygusal baskılardan beslenir. Uzmanlara göre bu baskı, sınırların belirsizleşmesine ve kişinin kendini sürekli açıklamak zorunda hissetmesine yol açabilir. Sürecin en kritik aşaması ise yaşanan rahatsızlığın sonradan inkar edilmesidir.

BASKI VE İNKAR BİRLİKTE İLERLİYOR
Psikoloji literatüründe bir bireyin sürekli olarak zorlanması ve ardından verdiği tepkilerin geçersiz sayılması sağlıklı bir iletişim biçimi olarak değerlendirilmiyor. Sorun yalnızca uygulanan baskıyla sınırlı kalmıyor; sonrasında gelen inkar ve suçlama, duygusal etkiyi derinleştiriyor.
Kişi yaşadığı rahatsızlığı dile getirdiğinde “abartıyorsun” ya da “çok hassassın” gibi ifadelerle karşılaşabiliyor. Uzmanlara göre bu yaklaşım, sorumluluğu davranıştan uzaklaştırarak tamamen karşı tarafa yönelten bir iletişim kalıbı oluşturuyor.
GERÇEKLİK ALGISINDA AŞINMA BAŞLIYOR
Araştırmalar, uzun süreli psikolojik baskıya maruz kalan bireylerin zamanla kendi düşüncelerinden şüphe etmeye başladığını gösteriyor. Kişi yaşadıklarını doğru değerlendirmekte zorlanırken, suçluluk ve yetersizlik hissi belirginleşebiliyor.
Davranış bilimci Albert Bandura, bireylerin davranışlarının çevresel etkileşimlerle şekillendiğini ve sürekli baskı altında kalan kişilerin zamanla pasifleşebileceğini vurguluyor. Bu durum, kişinin yaşadıklarını dile getirmek yerine geri çekilmesine neden olabiliyor.

EMPATİ KAYBOLDUKÇA SUÇLAMA GÜÇLENİYOR
İnsan merkezli yaklaşımıyla tanınan Carl Rogers, sağlıklı ilişkilerin empati ve karşılıklı anlayış üzerine kurulduğunu ifade ediyor. Rogers’a göre duyguların küçümsenmesi ya da yok sayılması, ilişkilerde güven duygusunu doğrudan zedeliyor.
Uzmanlar, bir ilişkide taraflardan birinin sürekli olarak “problemli” ilan edilmesinin, iletişim sorunu değil; duygusal ihmalin güçlü bir göstergesi olabileceğine dikkat çekiyor.
SIRADANLAŞAN İFADELER KALICI ETKİ BIRAKABİLİYOR
Psikologlara göre bu tür söylemler zamanla kaygı düzeyinin artmasına, özgüven kaybına ve duygusal tükenmişliğe zemin hazırlayabiliyor. Günlük dilde basit görünen cümleler, maruz kalan kişi üzerinde uzun vadeli izler bırakabiliyor.
Uzmanlar, bu döngünün fark edilmesinin ve gerektiğinde profesyonel destek alınmasının, duygusal sağlığın korunması açısından önemli olduğunu vurguluyor.