Sağlıklı yaşamın 3 altın kuralını uzmanlar anlattı
Bilim dünyası, uzun ömürlülüğün biyolojik kodlarını çözmek adına beslenme, fiziksel aktivite ve uyku dengesi üzerine yoğunlaştı. Uluslararası uzmanlar, bu üç temel sütunun hücresel yaşlanmayı yavaşlatan epigenetik etkilerini bilimsel verilerle ortaya koydu.
Sağlıklı bir ömür sürmenin temel taşları üzerine yapılan son araştırmalar, insan ömrünün sadece genetiğe bağlı olmadığını, yaşam tarzı müdahaleleriyle biyolojik yaşın geriye çekilebileceğini kanıtladı.
Dünya genelinde kabul gören tıp otoriteleri; doğru beslenme, düzenli hareket ve kaliteli uykunun vücut üzerindeki onarıcı etkilerini analiz etti.
BESLENMEDE “HÜCRESEL TEMİZLİK” DÖNEMİ
Hücrelerin kendi kendini onarma süreci olan otofajinin önemine dikkat çeken uzmanlar, ne yendiği kadar ne zaman yendiğinin de kritik olduğunu vurguladı.
California’daki Salk Biyolojik Bilimler Enstitüsü’nden Dr. Satchin Panda, sirkadiyen beslenme üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bir isim olarak, vücudun belirli bir açlık penceresine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
Panda, metabolik sağlığın korunması için besin alımının günün 8-10 saatlik dilimine sıkıştırılmasının insülin direncini kırdığını ve inflamasyonu azalttığını kaydetti.
EGZERSİZİN MİTOKONDRİYAL ETKİSİ
Hareketsiz yaşamın kronik hastalıklar üzerindeki tetikleyici rolü, Mayo Clinic tarafından paylaşılan verilerle bir kez daha tescillendi.
Mayo Clinic’ten endokrinolog Dr. K. Sreekumaran Reddy, yüksek yoğunluklu interval antrenmanların (HIIT) yaşlanmakta olan hücrelerdeki mitokondriyal protein sentezini %69 oranında artırdığını saptadı.
Reddy, fiziksel aktivitenin sadece kas gücü değil, hücresel düzeyde bir enerji dönüşümü olduğunu ve DNA hasarını onardığını belirtti.
UYKUNUN NÖROLOJİK ONARIMI
Sağlığın üçüncü ve en çok ihmal edilen kuralı olan uyku, beyin sağlığı için hayati bir önem taşıyor.
California Üniversitesi Nörobilim Profesörü Dr. Matthew Walker, “Neden Uyuruz?” adlı çalışmasında, yetersiz uykunun bağışıklık sistemini doğrudan çökerttiğini ifade etti.
Walker, derin uyku sırasında beynin “glinfatik sistem” aracılığıyla gün boyu biriken toksik proteinleri temizlediğini ve bu sürecin eksikliğinin Alzheimer riskini artırdığını bildirdi.