Şifa veren gücün karanlık yüzü
Biyolojik ilaçlar ve bağışıklık baskılayıcı tedavilerin kullanımındaki artış, dünya genelinde tüberküloz vakalarını yeniden tetikledi. Uzmanlar, modern tıbbın sunduğu bu yöntemlerin uyuyan bakterileri harekete geçirdiği konusunda kritik uyarılarda bulundu.
Son yıllarda romatizmal hastalıklar, sedef ve kanser gibi pek çok rahatsızlığın tedavisinde çığır açan bağışıklık baskılayıcı (immünsupresif) ilaçlar, beraberinde ciddi bir halk sağlığı sorununu getirdi.
Vücudun savunma mekanizmasını modüle ederek hastalıkları kontrol altına alan bu yöntemlerin, “uyuyan dev” olarak nitelendirilen tüberküloz bakterisini (Mycobacterium tuberculosis) canlandırdığı bilimsel verilerle kanıtlandı.
UYUYAN BAKTERİLER HAREKETE GEÇTİ
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin tüberküloz bakterisini vücudunda taşıdığı, ancak güçlü bir bağışıklık sistemi sayesinde bu bakterilerin pasif kaldığı biliniyor. Ancak, özellikle Anti-TNF (Tümör Nekroz Faktörü) inhibitörleri gibi modern ilaçların kullanımı, vücudun tüberküloza karşı kurduğu koruyucu kalkanı ortadan kaldırdı.
Konuyla ilgili araştırmalarını yürüten Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu (LSHTM) Epidemiyoloji Profesörü Dr. Richard White, bağışıklığı baskılanan hastalarda tüberküloz riskinin, sağlıklı bireylere oranla kat kat daha yüksek olduğunu belirtti.
Dr. White, bu tür tedavilere başlanmadan önce hastaların mutlaka gizli tüberküloz taramasından geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
UZMANLARDAN “LATENT ENFEKSİYON” UYARISI
Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) bünyesinde tüberküloz üzerine çalışmalar yürüten Dr. Philip LoBue, biyolojik ajanların vücuttaki iltihabı durdururken aynı zamanda bakteriyi hapseden “granülom” yapılarını parçaladığını ifade etti.
Dr. LoBue, bu durumun pasif haldeki bakterilerin kan yoluyla yayılarak aktif hastalığa dönüşmesine zemin hazırladığını vurguladı.
Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Richard Chaisson ise, özellikle gelişmiş ülkelerde tüberkülozun “geçmişin bir hastalığı” gibi görülmesinin büyük bir hata olduğunu dile getirdi.
Prof. Chaisson, modern tıbbın sunduğu imkanların, bağışıklık sistemiyle oynandığı noktada tüberkülozu yeniden küresel bir tehdit haline getirdiğine dikkat çekti.
KLİNİK ÇALIŞMALAR RİSKİ DOĞRULADI
Yapılan kapsamlı klinik araştırmalar, bağışıklık baskılayıcı tedavi alan hastalarda tüberküloza yakalanma riskinin genel popülasyona göre 5 ila 10 kat daha fazla olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, bu riskin sadece akciğerlerde değil, kemik ve beyin gibi organlarda da “ekstrapulmoner tüberküloz” şeklinde ortaya çıkabildiğini kaydetti.