Zaman yolcuğundaki büyük sorun
Bilim dünyası, zaman yolculuğunun önündeki en büyük mantıksal engel olan “Dede Paradoksu”nun kuantum mekaniği ile aşılıp aşılamayacağını tartışmaya açtı.
Zaman yolculuğu kavramı, onlarca yıldır bilim kurgu teması olmaktan çıkıp teorik fiziğin en karmaşık denklemlerinin merkezine yerleşti. Bu tartışmaların odağında yer alan ve “Dede Paradoksu” olarak bilinen mantıksal çıkmaz, bir yolcunun geçmişe giderek kendi atasının yaşamına son vermesi durumunda yolcunun hiçbir zaman var olamayacağı, dolayısıyla cinayeti de işleyemeyeceği paradoksu üzerine kuruldu. Ancak son yıllarda yapılan matematiksel modellemeler, evrenin bu tür mantıksal tutarsızlıkları kendi içinde çözebileceğine dair güçlü veriler sundu.
Uzmanlar, atom altı parçacıkların davranışlarının geçmişe müdahaleyi imkansız kılabilecek yeni bir “öz-uyumluluk” yasasına işaret ettiğini vurguladı.
KUANTUM BELİRSİZLİĞİ VE ÇOKLU DÜNYALAR
Paradoksun çözümü noktasında modern fizik iki ana kampa ayrıldı. İlk görüş, kuantum mekaniğindeki “dalga fonksiyonunun çökmesi” prensibine dayanırken; ikinci görüş, her seçimin yeni bir evren dalı oluşturduğunu savunan “Çoklu Dünyalar Yorumu” üzerinden şekillendi.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) bünyesinde çalışmalarını sürdüren ve kuantum hesaplama alanındaki otoritesiyle tanınan Prof. Seth Lloyd, konuya ilişkin çarpıcı bir değerlendirmede bulundu.
Lloyd, zaman yolculuğunun ancak “post-selection” (seçim sonrası) adı verilen bir mekanizma ile mümkün olabileceğini ifade etti. Bu yaklaşıma göre doğa, paradoks oluşturacak olayların gerçekleşmesine en baştan izin vermeyen bir olasılık filtresine sahip durumdaydı.
Lloyd, geçmişe giden birinin atasını ortadan kaldırmasının kuantum yasaları gereği imkansız bir olasılık değerine (sıfıra) indirgendiğini belirtti.
MATEMATİKSEL OLARAK “HATA PAYI YOK”
Öte yandan, Queensland Üniversitesi’nden fizikçi Dr. Germain Tobar, genel görelilik ile klasik dinamiği birleştiren matematiksel bir modelleme yürüttü.
Tobar, evrenin kendisini “yeniden kalibre etme” yeteneğine sahip olduğunu savundu.
Yapılan hesaplamalar, bir zaman yolcusu geçmişteki bir olayı değiştirmeye çalışsa bile, olayların akışının nihai sonucu değiştirmeyecek şekilde kendisini düzelttiğini kanıtladı.
Tobar, deterministik süreçlerin paradoksları baypas ederek olay örgüsünü tutarlı bir sona ulaştırdığını dile getirdi.
KOZMİK BİR SANSÜR MÜ?
Ünlü fizikçi Stephen Hawking’in sağlığında ortaya attığı “Kronoloji Koruma Varsayımı” da bu süreçte tekrar gündeme geldi.
Hawking, doğanın zaman döngülerine izin vermeyerek evrenin geçmişini koruma altına aldığını savunmuştu. Ancak güncel araştırmalar, bu korumanın fiziksel bir engelden ziyade, mantıksal bir zorunluluktan kaynaklandığını ortaya koydu.