“Sonra”mı diyorsunuz?

27.05.2026
A+
A-
Eğitim ve Davranış Bilimci, İlişki ve Evlilik Danışmanı ve Yaşam Koçu /// Randevu : 0532 737 56 58

Bu soru, aslında bir zamanlama sorgusu değil, bir niyet ve öncelik yüzleşmesidir. Sığınma barınağı gibi olması beklense de belirsizlik tedirgin eder. -“Sonra, geldiğinde ne hissedeceğim?” sorusu sığınağın tadını kaçırır.

Sonraya bırakmak, zaman değişimi olmaktan öte ertelemenin perdelenmiş halidir. Her şeyi sonraya bırakmak kolaydır; ama şimdiden kaçma çağrıştırması ve psikolojik tuzak olması beklenen sonucu vermez. Sonra geldiğinde hayatınızın ritmini bozup bozmayacağından nasıl emin olacaksınız? Ötelemenin olumsuz hissi, vakit geçirmeden kapınızı çalar! Zaman tarafından angarya odasına alınması da cabası! Her şeyin bir gerçekleşme zamanı olduğundan, ötelediğiniz şimdide anlamlı ve değerlidirler.

Yapılan sadece bir ötelemedir, ötelemenin zaman ile çatışması nasıl önlenecektir? Yaşamın sana ayırdığı ve ayarladığı bir hayat ritmi vardır. Ötelediğiniz yaşam durumu, o şimdiye sığmaz ve birçok yaşamsal durumunuz etkilenir. Sonradaki şimdiye sığdırmaya çalışsanız da, şimdiki hissinizi sağlayabilecek mi? Hayır; çünkü hayatınızın olağan ritmine uygun davranış, şimdi değerlidir. Üstelik hissin tekrarı da yoktur. His, şimşek gibidir; nelerden etkilendiği, ne zaman ortaya çıkacağı ve hangi şiddette olacağı kestirilemez.

Yapılması arzu edilen davranış veya yaşamsal durumu sonraya bıraktığınızda ortaya çıkan his, öksüz kalır. Zamanında yapılmayan her yaşamsal değer, sonra yapılsa bile aynı etki ve ederde olacak mıdır? Sonraya bıraktığınız yaşam durumu, sığıntı gibi hissedilecek ve zaman ile çatışma sürpriz olmaz.

Bir işi reddetmekten çekindiğinizde veya kendinizi o anki sorumluluğa hazır hissetmediğinizde –“Hayır” demek yerine -“Sonra” demeyi tercih ettiğinizde, içinizde nasıl bir çatışmaya sebep olacağınızı tahmin edebilir misiniz? -“Benim bu işi yapacak kapasitem ve cesaretim yok.” demek yerine, -“Sonra” demenizin kaçamağınızdır. Bu durum, zihninize verdiğiniz geçici bir rüşvettir. Geçiciliği algıladığınızda hissettiğiniz burukluk, rüşvetin ederini koruyabilecek mi? “Sonra” dediğinizde; beyniniz o işi, yapacağına dair verilen sözle sahte bir rahatlama yaşayarak, aslında psikolojik bir tutsaklığa kapı aralarsınız. Sonranın geliş zamanını ve o anın psikolojik belirsizliğini, tahmin edebilir misiniz? Hissedilen negatif duygunun, yaşam sevincinizi nasıl etkileyeceğini biliyor musunuz? Şimdinin yerine geçmesi beklenen sonraki şimdide, muhtemelen bugün hissettiğiniz öteleme hissinin aynısını hissetmeyi beklersiniz; ama aynı olacak mıdır? Belirsizliğin negatif hisleri çağırmaya başladığını fark ediyor musunuz?

Geleceğin gelmemesi ihtimali hiç akla gelmese de çok kısa sonra sorgu odasında, hislerin saldırısına uğraması önlenemez. Yaşamın sunduğu her şimdi, hissedilince var” olduğu için hiçbir sonra, şimdinin değerini koruyamaz. Üstelik, geleceğin yükünü taşıyabilecek misiniz?

Yaşamın hissedilmesinde en önemli kazanımın, yaşam sevinci hissinin gücüne ulaşma becerisidir. O beceri, yaşamın sunduğu donanımları elde etme sürecinde kazanıldığı için değeri büyüktür. Hayatınız için gerekli yaşamsal donanımları elde ettiğinizde istediğiniz hayatı sürdürebilirsiniz. Yaşam, her türlü donanımı sunmaya hazır bir ana gibidir. Bu süreci iyi değerlendirmeyip, değerini kavrayamadığınızda; yaşam size, istediğiniz hayat donanımını sunmayacaktır. Donanımların elde edilme sürecinde bazı insanların doğuştan şanslı olduğu düşünülse de başarılarını, bireysel becerileri ile elde ettikleri gerçeğini algılayamadığınızda; -“Ben neden şanslı değilim” gibi hisler, yaşam enerjinizi düşürerek özgüveninizi zedeler. Şanslı dediklerinizin yaşamsal donanımlarının hazır olması, ava giden birinin dağ bayır aşarak avladığı avın hazzı ile avdan dönüşte başka birinin verdiği avın hazzı aynı olur mu? -“Avlanmayı beceremedim!” hissi, yaşamsal özgüveni kökten sarsar.

Yaşamın sunduğu fırsatları kendinize donanım olarak biriktirdiğinizde, alın terinizin gururu ile yaşamayı hak edersiniz. Aynı okul sırasında oturduğunuz bir arkadaşınızın elde ettiği başarının kendisine; akıl, zekâ ve bireysel becerileri sonucunda yaşam tarafından sunulduğunu anlayamazsanız, şanstan söz edersiniz. -“Arkadaşım çok şanslı.” demek yerine; –“Çok çalışkandı. Benim elde etmeyi istediğim konum ve kariyerde; ama ben değilim.” demeniz gerekiyordu. Karakteriniz düzgün ise takdir eder, değilse kıskanırsınız! Oysaki gerçeğin şans olmadığını, içiniz acıyarak hissedersiniz. Başarının zamanında verilen emeğin sonucu olduğunu algıladığınızda; hiçbir yaşamsal durumun ertelenemeyeceğini de anlarsınız. Zorluk ve birçok etkenin engellemesine rağmen, hayatın bir süreliğine hediye olduğunu kavrayarak mutluluğun ertelenemeyeceğini algıladığınızda, yaşamla ve kendinizle çatışmanız azalır.

Ötelenen her yaşamsal durum, zararsız gibi gelse de zihnin olağan karmaşasında kirliliğe dönüşür. Yapılamayan her yaşamsal faaliyet, zihni kurcalar durur; hatta enerjinizi azaltır. Aslında -“Sonra” dediğinizde, –“Asla” demiş olduğunuzu fark etmezsiniz! Bu, bir yere gitmek için tren garına varıp da -küçük bir yaşam uğraşı nedeniyle- kaçırdığınız trenin arkasından; -“Sonrakine binerim.” demek gibidir. Zamanın geri döndürülemez olması, o anda hissedilmez; ama sizi bekleyen yaşam sürecinin belirsizliği, beyninizde çöreklenip duracaktır. Sonraki seferin rötar yapıp yapmayacağını veya sonra gideceğiniz yerin durumunun, nasıl olacağını öngörebilir misiniz? Kimseye belli etmeseniz de içinizdeki burukluk, davranışlarınıza yansır. –“Sonra” demenizin; değersizlik, ihmal, tembellik ve miskinlik hissini tetikleyerek nasıl bir içsel çatışmanın fitilini ateşleyeceğini tahmin edebilir misiniz?

Bilimsel araştırmalarda “İnsan psikolojisinin çöplüğü yoktur, her yerine getirilmeyen istek ve arzular bilinçaltında birikir.” bilgisi var. Bu tıpkı, yapmak istediğiniz şeyleri yazdığınız kâğıdı, yapamadığınızda buruşturup atmak istersiniz; ama atacak çöp kutusunun olmaması gibidir. Buruşturduğunuz kâğıtları cebinize koymak zorunda kalırsınız. Buruşuk kâğıtların çokluğu ile nasıl baş edebileceğinizi düşündünüz mü? Düşünceye dönen hislerinizin gereğini yapmadığınızda; beyninizde ne kadar olumsuz birikintiler oluşacağını bilebilir misiniz? Elbette her istenilen şeyin yapılması düşünülemez; ama her yerine getirilmeyen his ve düşünceden duyguya dönen yaşamsal yansımalar, hayatın ritmini bozar ve beyinde olumsuz birikintiler oluşturur. Bu birikintiler, psiko-sosyal travmaların da tetiklenmesinde önemli bir rol oynar.

Her sonraya bırakılan yaşam durumu ile zihin, meşgul olmaya devam eder ve biriktirir. Unutmayın o yükler ile birlikte, zaman ile girişeceğiniz savaşın galibi siz olmayacaksınız. Hayatı boyunca en küçük yaşam durumunu bile işini ve ortamı bahane ederek “sonra”ya bırakan bir insanın, sonra geldiğinde hayatının tamamen değişip ötelediklerini yapamayacak durumda olması, nasıl bir duygu olduğunu anlayabilir misiniz?

Hayatın cilvelerini yeni anlayan biri; -“Çok işim vardı. Çok para kazanıyordum. Aileme ve kendime hep sonra diyordum. Şimdi o sonraların hiç gelmeyeceğini ve ertelediklerimi yapamayacağımı anlayınca, içim kavruldu. Artık çok geçti” cümlesindeki, yaşam ile savaşın acımazsızlığını anlayabilir misiniz?

-“Başarı ve mutluluk, sonra diyenlerin değil; şimdideki potansiyeli değerlendirenlerin elinde şekillenir.” diyen söz, hayatınızın rehberi olmalıdır. Şimdide hissettiğiniz yaşam durumunuzu ertelediğinizde, sonranın gelip gelmeyeceğinden emin değilseniz -“Sonra” demeyiniz; çünkü ertelediğiniz, “hayatınız”dır. Hayatınız ertelenemeyecek kadar değerlidir.

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.