Dünya

04.10.2026
A+
A-

İnsanoğlu’nun kainattaki tek evi, 21.yüzyıl’da bile kirletmek, yıkmak, ekolojik dengeleri bozmak için çok çaba sarf ettiğimiz ama genede bize tüm sevgisini ve şefkatini esirgemeyen gezegenimiz. Diğer adıyla “ Mavi Dünya “

Oksijeni, ağacı, suyu, toprağı ile bizlere her türlü imkanı ve hayatı veren, sanki hep varmış ve var olacak diye düşündüğümüz dünyamız. Aslında bizlere yüce Mutlak irade’den lütfedilmiş çok büyük bir nimet… Hızla artan nüfus ile 7 milyarı aşmak üzere olduğumuz bu topraklarda, dengelerin ne kadar bozulduğunu, kutupların nasıl eridiği ve tüm dünya’da sadece 4 bin kadar kalan aslanı ile ne büyük kedi bıraktığımız, nede yok ettiğimiz bitki örtüleri ile arılara çalışma alanı bıraktığımız koca dünyamız…

Solumakta zorlandığımız havası ile beraber, içilebilir tatlı su rezervlerini tek tek tükettiğimiz ve kasıla kasıla dünyayı yaratmışçasına içinde dolaşan bizler… İnsanoğlu… !

Bu hız ve mantıkla yakında yeşili sadece yağlıboya tablolarda göreceğimiz biricik yuvamızda sadece yağmur ormanlarının her gün 90 hektar azaldığını biliyor muydunuz?

Diğer yandan gelişmiş devletler tarafından kutup ayıları, foklar, balinalara yapılan yasadışı avlanmalar, yağından, etinden, kürkünden demeden paraya çevrilecek her ne varsa, durmadan yok etme aşkımız… !

Kendi ellerimizle her gün birçok türün habitatını işgal edip yok olmasına yardımcı olmakla beraber, türlerin soyunun tükenme noktasına gelmesi gene bizlerin işi. Güneş ışınlarını filtre eden ozon tabakası deliği ise tek başına bir konu, dünyada cilt kanseri olanların sayısında hızla artış görülüyor neden acaba?

Hava, su ve toprak kirliliği, dünya tarımına çoktan sekteyi vurmuş, yeni kimyasal ve genetikle çözümler aranmakta, doğal ve tabii kaynakların tükenmesiyle beraber çaresiz yeni arayışlar, yenilen, içilen gıdaların besleyici özelliği olmaması, lezzetsizliği, ve hastalıkları tetiklemesi arkasında hep hinlik ve paranın elde edilmesi gibi stratejik oyunlar, ortaya çok garip bir gerçek çıkıyor,  İnsanoğlunun en büyük düşmanı gene kendisi oldu. Hem kendisi hemde dünya için.

Gizemli psikomatik hastalıklar ve ağır depresyonlar, soluduğumuz hava ve göremediğimiz yeşil ile ilintili olmasın? Sabahları kalkınca etrafınıza bir bakın beton yığınları ve gürültüye ait ne varsa her şey yanı başınızda…

Öte yandan dünyada silahlanmaya her yıl yaklaşık olarak 700 milyar dolar para harcanıyor,  aynı bütçelere tekabül eden, uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığı, ilaveten seks ticaretinide hesaba katarsak ne kadar faydalı işlerle ! uğraşıldığını anlatmaya satırlar yetmez… Bunların geri dönüşü kan, gözyaşı, acı, keder, ahlak çöküşü ve hastalıklardır.

Oysa bu potansiyeli, gücü ve ekonomiyi dünyamız içindeki tüm canlılara pozitif yansıtsak en ufak sorun kalmaz. Mavi dünya değerlerine geri döner ve yaşanılası bir yer olur bütün varlıklar için.

Ünlü bir Kızılderili atasözü şöyle der : ‘ Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirletildiğinde, son balık tutulduğunda beyaz adam paranın yenmeyeceğini anlayacak.’

İçine ne zaman gelip, gideceğimizi bilemediğimiz ve bir süreliğine konuk olduğumuz yeryüzü için ne yaptığımızı sorgulama vakti değil midir?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.