Sorgusuz kabuller, yaşamı nasıl etkiler?

07.04.2024
A+
A-
Eğitim ve Davranış Bilimci, İlişki ve Evlilik Danışmanı ve Yaşam Koçu

“Düşünme, kısa ve uzun süreli hafızadaki bilginin manipülasyonunu içerir” tanımıyla yaşamda bir devinime sebep olduğu anlaşılır. Akıl yürütme veya fikir oluşturmagibi faaliyetlerle de yeni kazanımlar elde edilebilir. Düşünme becerisinin ana ögesi “bilgi”dir ve tüm faaliyetlerin tetikleyicisi görevindedir. Bilgi olmadan düşünce üretilemez. Düşüncenin kapsam ve sınırlarını belirler. Bilginin sınırları, düşüncenin perspektifini de genişlettiğinden daha fazla düşünme ve kişisel donanım elde edilecektir.

Düşünme, aynı zamanda kişinin çevresiyle özel ilişki kurmasının kapsam ve sınırlarını belirlemede etkindir. İnsan, çevresini merak ederek bilgi sahibi olabilir veya bu meraktan yoksun tepkisiz kalarak boş boş bakabilir de. Davranışlar, öğrenilmiş tepkilerin sonucu olarak ortaya çıktığından, bilgi / düşünce / davranış üçlü bir kombinasyon olarak insan yaşamının ana dinamiği haline gelmektedir. Yeterince bilgi olmadan düşünce, düşünce olmadan davranış anlamsız bir kıpırdanma haline gelecektir. Merak hissi, öğrenme isteğini tetikleyerek yeni bilgiler öğrenilmesinin yolunu açar. Yaşam, her an yeni bilgi ve donanım etkisiyle istenilen yere doğru evrilerek, farklılaşmaya başlar. Öğrenen kişi konunun değerine, başarma yeteneği ve çabasının farkındalığı ölçüsünde düşünme becerisi elde eder. Etkili bir yaklaşımla öğrenme isteği gelişmezse, öğrenme gerçekleşmez. Elde edilen yeni bilgilerin denetimi, dikkat ile gerçekleşebilecektir. Dikkat; “bir uyarıcıya karşı gösterilen tepki “ olarak düşünüldüğünde, ilginçlik ve eksiklik hisleriyle desteklenir. İlginç bulunmayan durumlarda dikkat eksikliği gelişeceğinden farkındalık ve ilgi azalır. Öğrenmenin gerçekleşmesi zorlaşır. Bilginin asıl kaynağını oluşturan öğrenme becerisinin gelişmemesi, hem düşünmeyi hem de davranışların uyumlu ve tutarlı olmalarını sekteye uğratacaktır. Düşünme becerisi kısıtlı olan birisinden nasıl davranacağını kestirmek oldukça güç olacaktır.

Öğrenci, bilgiyi sadece öğretmenin verebileceğine inandığında öğretmeni, “bilgi sağlayan” kişi olarak görmeye ve kendini ikinci plana atmaya da başlar. Böylece söylenenlere sorgulama ihtiyacı duyulmaz. Sadece dinlemek ve kabul etmek yeterlidir artık. Düşünce üretmeden, sorgulamadan ve başka öğrenme yollarını merak etmeden sadece dinlemek ve kabul kolay gelecektir. Ek bir uğraş da gerektirmeyecektir. Kabul etkin olduğundan daha fazlasına da gerek kalmayacaktır! O bilginin mantıksal değerlendirilmesine de ihtiyaç yoktur artık! Oysaki düşünme genel olarak yeni bilginin tezahürü sonucunda kazanılan bilişsel bir süreçtir ve beyinsel bir hareket olarak kabul edilmektedir. “Bilgi > algı > muhakeme > sezgi” katmanlarını çıkarak oluşmaktadır. Katmanlar arasını kat etmek kolay değildir. Bilgiden sezgiye kadar giden yolun yamaçları diktir. Bilinç ve beyinsel fonksiyonların aktif olmasından yoksun bin insan nasıl bu yokuş çıkabilecektir?

Bilgi öğrenilmeye başlandığında, bilişsel bir süreç başlar ve hafızada oluşan birikintinin tezahürü olarak bir dürtü oluşur. Kısa bir süre sonra durak noktası olan düşünme gerçekleşecektir. Sonra algı kapısı açılmaya başlayınca bir devinim isteği ortaya çıkar ki bu düşünmenin asıl dürtüsüdür. Herhangi bir tavrın oluşma evreleri kolay geçilmez aslında. Bireysel, toplumsal, etik değerler ve sosyal baskı dinamiklerinin eleğinden geçmek kolay değildir. Tavır bir sonuçtur; ama elbette dengesizlik içeren yukarıdaki dinamiklerin etkisi dışında da gelişebilecektir. Düşünme sürecinden sonra varılan algı katmanı, bir değerlendirme makamıdır. Değerlendirme yapma yolunu muhakeme isteği açar. Algı, tüm yönleriyle tam gerçekleştiğinde tavrın şekli belirlenecektir. Ortaya çıkan bu tavır, zorlu düşünme yolunda bir başka dönemecin dönülmesine sebep olacaktır. Tüm yönleriyle değerlendirme donanımı bu katmanda belirlendiğinden sezgi, artık karar aşamasına ulaşıldığı anlamına gelecektir. Sezgi, düşünmeyi sağlar duruma geldiğinde ise eylemsel bir hareketin şekli, niteliği ve etkisi hissedilir hale gelecektir.

Bu kadar yolu kat eden bilgi, başka bir durumu ortaya çıkaracaktır; sorgulama. Sorgulama aslında bir karşı çıkma eyleminin özüdür. Farklılık arayışının ilk dürtüsü olarak ortaya çıkar; ama ileri boyutta gelişen durumlar, hiç de düşünülmeyen yeni bir düşünme donanımlarını tetikler. İleri boyutta elde edilen bu kazanım, farklı düşünmenin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Sorgulamanın asıl kökü olan bu donanım, her zaman yaşamın ana dinamiklerini etkiler duruma geldiğinde, hem davranışlarda hem de yaşamsal değerlerde düzlüğe çıkma ferahı ile hayatın anlamına farklı bir pencere açar. Böylelikle sorgulama ihtiyacı ortaya çıkarak, mantık ve sezgisel donanımlarla el ele vererek faaliyete başlar.

Bilgi sürecinin denetimi, farkındalığın ikinci bölümü olan değerlendirme, planlama ve düzenlemenin oluşmasıyla çıkılan katmandır. Alternatifli düşünmenin gerçekleştiği yerdir. Bu yer, gelişmenin mevcut durumu hakkında farklı karar vermeyi içerir. -“Öğrendiğim bilgiyi tam olarak algılıyor muyum?” sorusu aslında bir alternatif arayışının ilk izleridir. Sonrasında gelen his, farklılıkların düşünmeye etkisini gözlemleme becerisini sağlar. Bu hissin gücü ile varılabilen yer sorgulama katmanıdır. Her şeyi sorgulama hissinin asıl donanım gücü olduğu algısı ise hayatın tüm yönlerini keşfetme, değerlendirme, sonuç çıkarma ve nereye varılacağı farkındalığıdır. Sorgulayınca gerçekleşen kabulün, farklı tarafı veya başka kabullerin olabileceği şüphesi ile düşünmenin gücünü hissetmektir. Bu gücün gelişimi, yaşama kafa tutma gücüyle eşdeğer olacağını bilen insanın, hayata bakış açısı değişecektir. Yeni ulaştığı sorgulama sonucundaki algı, onun aradığı veya varmak istediği yer olmayabileceği düşüncesini tetikleyebilecektir. Daha ötedekinin merakı, şüpheyi tetikleyecektir. Şüphe sanki istikrarın sağlanamadığı zannı uyandırsa da aslında bir güç gösterisidir. Bu gücün asıl değeri, şüphe ile bakılan ve enine boyuna sorgulama becerisiyle elde edilen yerin, kabulündeki tatmindir. Olmadığında, başka tatmin olacağı şeyi bulma gücünü vermesidir. Bu durum, yeni keşif, farkındalık veya farlılık bilinciyle gelişen güçtür. Hayatının her kademesini veya düşünme becerisinin her yanını sorgulama bilinciyle oluşturan kabul donanımı, zamanın acımasız gelişiminin etkisini de azaltan güçtür.

Her sorgu sonucunda şüpheler azalacak ve sonuçta kendi akıl değerlendirmeleri ile bir yerde biriktirilen kabuller zincirine eklenecektir. Bu kabullerin bilinciyle, zinciri oluşturan her halka güç kazanacaktır. Hayatında hiçbir şeyi sorgulama ihtiyacı duymadan doğrudan kabule geçen bir insanın içindeki tatmin duygusu, sanaldır. Kendi dışındaki gücün etkisi, kabulü dayattığı için gelişen his ve yetersizlik, kendi özgüveninin sürekli olarak içten içten çökmesine sebep olacaktır. Bir yere kadar kabul, mutluluk zannedilse de sonraki gelişen bilinç düzeyi ve düşünme becerisi, içini kemirmeye başlayacaktır. Sorgusuz kabulün dogmatik baskısı, insanın mutluluğuna göz diken bir canavara döndüğünde; artık çok geçtir! Hayatla bağın zayıflamasını sağlayan etki durumundadır artık. Tam teslim katmanına çıkılmıştır ve kendini bir kenara etkisiz kılarak değersizleştirmiştir.

Oysaki sorgulama becerisinin “güç” olduğu bilinci, hayatın tüm şimdilerini hissetme becerisini tetikleyerek, her şeyin kendine göre gelişiminin mimarı yapacaktır.

Ahmet Bayındır

>Eğitim ve Davranış bilimci

>İlişki ve Evlilik Danışmanı

>Yaşam Koçu

ahmetbayindir@gmail.com

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.